DOLAR 7,4294
EURO 8,9820
ALTIN 412,55
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bilecik 16°C
Parçalı Bulutlu
Bilecik
16°C
Parçalı Bulutlu
Paz 6°C
Pts 9°C
Sal 8°C
Çar 10°C
COVİD-19 VERİLERİ 27.02.2021
BİLECİK VAKA 15-21 Şubat (100bin) 45.72
TOPLAM AŞI 29.226
TOPLAM AŞI 1.DOZ 23.657
TOPLAM AŞI 2.DOZ 5.569

MUTLU ÇOCUK MUTLU BİREY OLUYOR

MUTLU ÇOCUK MUTLU BİREY OLUYOR
05.11.2020
YAZAR: Ali Osman Çelikal
A+
A-

Aileler kurulurken anne baba adayları sağlıklı bir ortamda, mutlu çocuklar yetiştirme gayesiyle bir araya gelirler. Bir bireyin oluştuğu ve büyüdüğü ortam, onu hayatı boyunca etkileyecek fiziksel ve zihinsel gelişimin başlangıcı olması sebebiyle önemlidir. Anne baba adayları, mutlu çocuklar yetiştirebilmek için bebekleri daha doğmadan bazı konularda bilinçlenmeli ve farkındalık geliştirmeliler.

Aile Danışmanı, Eğitimci ve Yazar Ebru Demirhan “Hayatı Yeniden Başlat” adlı kitabında mutlu bir birey yetiştirmek isteyen ailelere erken dönemlerden itibaren önerilerde bulunuyor.

Fiziksel gelişimimizin yanı sıra zihinsel ve duygusal gelişimimizin de tohumları anne rahminde atılır. Hamilelik sürecinde annenin aldığı besinlerden bebeğin de beslenmesi gibi annenin ve ailenin içinde bulunduğu ortamın yoğunlaştığı duygulardan da bebekler etkilenebilir. Bu duygular bebeğin bilinçaltına kodlanabilir, bebeğin hayat boyu duygu ve davranışlarını şekillenmesinde etkili olabilir. Mutlu bir birey yetiştirmek isteyen ailelere, Aile Danışmanı, Eğitimci ve Yazar Ebru Demirhan’ın önerileri:

Bebek haberi sevinçle karşılanmalı

Her bebek farklı bir ortamda doğar ve varlığının ilk haberi alındığında her aile farklı tepki verir. Bebekler için istenip istenmemek önemlidir. Bu sebeple bebekler mümkün olduğunca güzel karşılanmalı ve varlığı öğrenildiğinde kendisiyle içsel bir ilişki kurmaya çalışılarak güvende olduğu, sevildiği, istenildiği mesajı bebeğe hissettirilmeye çalışılmalı.

Cinsiyet beklentisine girilmemeli

Geleneksel toplumlarda bebeklerin cinsiyeti hakkında çok katı tutumları olan aileler var. Erkek ya da kız bebek beklentisinde olmak, bu konuda anne üzerinde baskı kurmak, aile içi gerginlikler yaşamak; sonucu değiştirmemekle beraber bebeğin de stresli bir ortama doğmasına sebep olabilir. Bu tür durumlarda bebekler büyüdükçe yetersizlik hissi, kendinden memnun olmama, diğer cinsiyetin karakteristik özelliklerini yansıtarak kabul görme çabası içinde olabiliyor. Bazen de beklenen cinsiyette doğmak ve ailenin bu cinsiyete çok fazla anlam yüklemesi çocukta her şeyi yapma hakkına sahibim hissi bırakabiliyor ve şiddet eğilimlerinin tohumları atılmış oluyor. Bir bebeğin cinsiyetinden daha önemlisi sağlıkla dünyaya gelmesi.

 Çocuğa kendi idealimize göre bir yaşam biçilmemeli

Ebeveynler toplum baskısı gibi nedenlerle kendi gerçekleştiremedikleri ideallerini bazen çocuklarının büyüyüp gerçekleştirmesini isteyebiliyorlar. Buna örnek olarak meslek seçimi, belli bir sınavı kazanmak, yüksek yaşam standartlarına ulaşmak verilebilir. Her çocuk kendi potansiyeli ve yetenekleri ile doğar. Zamanla kendini tanımayı öğrenir ve kendi idealleri oluşmaya başlar. Erken dönemlerden itibaren çocuğa meslek yakıştırmak, onu baskı altında bırakabilir. Her bireyin yaşam amacı farklıdır. Ailelerin çocuklarının yaşam yolculuklarında sevgiyle rehberlik etmeleri onların yolunu açar.

Yüksek beklentiler içine girilmemeli

Uzun süre bebek bekleyen çiftler veya çok kez düşük yapmış anneler sağlıklı doğan bebeklerine karşı yüksek beklenti içerisine girebiliyorlar. Ondan, doğmamış kardeşlerinin de yerini doldurmasını, çok başarılı olmasını, aileyi çekip çevirmesini bekleyebiliyorlar. Karşılanması zor olan bu yüksek beklentiler çocuğun hayatı boyunca omuzlarında yük oluşturabilir. Ebeveynler çocuklarını mutlak anlayışla ve sevgiyle büyütmeli ve onun yaşam amaçlarının önüne geçmemeli. Çocuklar doğru desteklenirse potansiyeli ölçüsünde gelişebilir ve kendi yollarını çizebilirler.

Kaybetme korkusu bebeği strese sokabilir

Bazı bebekler hastalık ihtimali yüksek olarak doğarlar, bazı anne adaylarının hamilelikleri riskli geçebilir. Zor gebe kalan bir anne bebeğini düşürmekten veya ona zarar gelmesinden çok korkabilir. Sağlıklıyken hasta olduğu sanılan bir bebek için çok korkmak anneyi de bebeği de yorabilir. Ailede depresyon, endişe, kaygı oluşturan bu tür durumlar yaşam kalitesini düşürebilir. Bu tarz sorunlar yaşayan aileler tedavi için uzman desteği almalı.

Bebekler kaybedilen bir yakının telafisi değildir

Toplumumuzda kendisinden önce kaybedilen bir kardeş veya aile büyüğü varsa, yeni gelen bebeği telafi gibi görme ve kaybedilenin boşluğunu doldurmalı gibi yaklaşımlar var. Kaybedilen ağabey, abla hatta vefat etmiş aile büyüklerinin ismini çocuğa veren, isim ve soy ismi aynı tutarak aynı nüfus cüzdanı oluşturma çabası içinde olan aileler günümüzde de mevcut. Bu durum yeni gelen bebeğe kendisine ait olmayan bir çok sorumluluk yükleyebilir. Her birey kendine has olarak kabul edilmeli.

Çocuk ve aile şiddetten her zaman korunmalı

Özellikle hamilelik sürecinde anneye yönelik fiziksel, sözel veya duygusal şiddet, anneyi etkilediği kadar bebeği de etkileyebilir ve bebeğin bilinçaltına yaşam boyu etkileneceği olumsuz duygu tohumları ekebilir. Güven duyamama, özgüven eksikliği, boyun eğme, korku, suçluluk gibi duygulara temel oluşturabilen bu durumlardan kaçınmalı ve bu tarz bir duruma maruz kalındıysa destek alınmalı.

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: HABER MERKEZİ
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments