DOLAR 7,3867
EURO 8,9797
ALTIN 441,15
BIST 1.544
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bilecik 13°C
Yağışlı
Bilecik
13°C
Yağışlı
Sal 15°C
Çar 11°C
Per 2°C
Cum 8°C
COVİD-19 VERİLERİ 24.01.2021
BUGÜNKÜ TEST SAYISI 148.425
BUGÜNKÜ VAKA SAYISI 5.277
BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 684
BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 140
BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 5.860

Fikirci Bey yazdı: BİDEN NE YAPACAK?

Fikirci Bey yazdı: BİDEN NE YAPACAK?
07.01.2021
YAZAR: Haber228
A+
A-

Amerikalıların kendi parlamentolarını bastığı olayları köşesine taşıyan Fikirci Bey, ülkede Biden ile başlayan yeni dönemi değerlendiriyor.

ABD seçimleri şaibeli mi?

 

Olabilir. Ama kesin olan bir şey varsa o da iki asırdan fazla süredir seçim yapan ülkede seçim sistemi Nuh Nebi’den kalma. Her türlü manipülasyona açık. Kimliksiz oy kullanmanın mümkün olduğu eyaletler var düşünün..

 

Ancak yine de Trump’ın cazgırlaştığı kadar büyük bir hata olduğunu sanmıyorum. Çünkü Donald Trump zaten Hillary Clinton’dan 233 bin daha az oy almıştı. Şimdi de bundan çok uzak bir sonuç olması için hiçbir neden yok. Ama inadı ABD’de sosyal medyanın da gazıyla kaosa neden oldu. İlk kez Amerikalılar kendi parlamentolarını bastılar. (Daha önce İngiliz koloniciler basmıştı) Başka ülkelerde olunca adına “Arap baharı”, “Kadife devrim” gibi güzel isimler takmaya alışık Amerikalılar bu olayı “demokrasiye saldırı” olarak adlandırdılar.

 

Aman sakın bunu bir “halk isyanı” falan sanmayın. Bildiğiniz tuzu kuru beyaz Amerikalıların Güneyli “red neck” denilen tipleri meclisi bastı. Yani aslında Arap baharı ile karşılaştırılamaz tabi. (Arap baharı denilen şey Ortadoğu’daki diktatörlükleri yıkmak değil bölgede kalıcı bir kaos yaratmak için kışkırtıldı. Yani aslında Arap kışıydı.)

 

Ama çarşambanın geleceği salıdan belliydi. Baskına giden yolu döşeyen taşları hatırlayalım. Temsilciler Meclisi Başkanı Demokrat Partili Nancy Pelosi ve Senato çoğunluk lideri Mitch McConnell’in evlerine “kimliği belirlenemeyen kişilerce” saldırı düzenlendi. Saldırıdan kasıt duvarlarına sprey boya ile yazılar yazılması. Öte yandan Nancy Pelosi’nin evinin önüne kesik domuz kafası bırakıldı.

 

ABD’deki bu parlamento baskını ABD için sadece utanılacak bir olay ama korkulacak bir olay değil. Bunlar daha iyi günleri Amerika’nın. Farkındaysanız parlamentoyu basanlar içinde bir tane zenci, göçmen veya evsiz barksız yoktu. Asıl bir gün onlar parlamentoyu basarlarsa ABD o zaman çökmeye başlamış demektir. Yani bu parlamento olayını o kadar ciddiye almayınız. ABD bu baskın olayından sonra bir iç savaş yaşayacak falan değildir. İçine kapanıp sorunlarını çözecek de değildir. Tam tersine Trump’ın dizginlediği Pentagon tam gaz yine Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırmaya devam edecektir.

 

Biden, Reagan gibi, Bush gibi Pentagon vesayetinden çıkmayacak bir kukladır. Trump’ın suçu zaten Pentagon’a teslim olmamasıdır. Bakmayın siz ABD Başkanlarının dünya savaşı çıkaracak kadar geniş yetkilere sahip olmasını. Genellikle ellerindeki metni okumaktan aciz, kendileri konuştuğunda saçmalayan bunaklardır. Ve ABD’deki pentagon vesayeti bizim eski vesayete beş çeker. Çünkü sadece ABD’ye değil dünyaya ayar verir.

 

Peki, Biden döneminde bizi neler bekliyor?

 

Biden’nin siyonist olduğu bir sır değil. Dolayısı ile Türkiye- ABD ilişkileri her zaman bir Türkiye-İsrail-ABD ilişkileri olacaktır. Biden, İsrail’in son bir yıldır sürdürdüğü bazı Arap devletleri ile ilişkiler başlatma çabasının arkasında olacaktır. Bilindiği gibi bu devletler sadece bu hareketleri ile bile Filistin davasına ihanet içerisindedirler. Bu da esasen ulusal sorun olan Filistin davasını artık bölgedeki etnik ve mezhepsel çatışmalara kurban etmek anlamına gelmektedir. Mavi Marmara katliamından sonra doruğa çıkan İsrail-Türkiye gerginliği otomatik olarak İsrail ile yeni sayfa açan Arap ülkeleri ile Türkiye’nin arasını açmakta, Türkiye’nin İslam coğrafyasından izole edildiği izlenimini vermektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, İsrail’e yeniden büyükelçi atanması kararı bu izolasyon komplosuna karşı alınmış oldukça isabetli bir karardır.

 

Yine hatırlarsanız o hain 15 Temmuz 2016 darbesinin kuklası Pennsylvania şebeğinin arkasında Biden-Obama hükümeti vardı. Bir başka deyişle CIA ve MOSSAD. Yani Biden bu tür faaliyetleri de seçenekler arasında tutacaktır. Zaten Biden’in “Yok, darbe ile değil, seçimle” cümlesini “Yok, ‘bu sefer’ darbe ile değil seçimle” olarak okumak için uluslararası ilişkiler uzmanı olmaya gerek yok. Öte yandan 15 Temmuz’u basit bir CIA-MOSSAD operasyonu olarak görmek de büyük resmi kaçırmaktır. Çünkü darbeyi yapanlar Türkiye’ye değil ama NATO’ya bağlılığından şüphe duyulmayan “subaylardır” ve NATO uçakları kullanılmıştır. NATO komuta kademesi kendini böyle bir skandaldan “Türkiye’de oldu, bizim dahlimiz yok” diyerek kurtaramaz. Herkes de bilir ki NATO’nun ABD ve AB’li generalleri uçaklarının kullanılması konusunda bu kadar naif olamazlar. Bu da bizi hemen bir sonraki soruna götürür. NATO uçakları ile Türkiye’de darbe yapılabiliyorsa Türkiye’nin buna karşı önlem alması ve savunma seçeneklerini genişletip topraklarına S-400 yerleştirmesi mantıksız mıdır? Yunanistan’ın yıllardır elinde bulundurduğu S-300’ler hiç sorun olmazken, Türkiye kendi S-400’lerine böyle ölümüne karşı çıkılmasının altında buzağı aramakta haksız mıdır?

 

Yani Biden “yarım kalmış işi” nedeni ile S-400’ler konusunda da bizimle kavga edecektir. Bunu da “Amerika’nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası” (CAATSA) çerçevesinde yapacaktır.

 

Biden’in aday olurken verdiği sözler arasında Ermeni soykırımını tanımanın da bulunduğunu, ayrıca yardımcısı Kamela Harris’in, 2019’da senatörler Bob Menendez ve Ted Cruz ile birlikte ABD Senatosu’na 1915 olaylarını soykırım olarak tanınması için önerge verdiğini de hatırlatalım. Bunu söyledikten sonra herhalde Biden’in Türkiye-Azerbaycan yakınlaşmasına nasıl bakacağını kestirmek de zor olmasa gerek.

 

Yine ABD’nin daha geçen ay Suriye’deki YPG teröristlerine (onların adı Suriye Demokratik Güçleri artık, Kürt teröristler ve demokrasi, şaka gibi) 400 milyon dolar transfer ettiğini bunun sadece maaşlar için olduğunu biliyoruz. Herhalde Biden’in de YPG maaşlarına zam yapmayacağını düşünmüyorsunuz değil mi?

 

Yine ABD’nin daha geçen ay Suriye’deki YPG teröristlerine (onların adı Suriye Demokratik Güçleri artık, Kürt teröristler ve demokrasi, şaka gibi) 400 milyon dolar transfer ettiğini bunun sadece maaşlar için olduğunu biliyoruz. Herhalde Biden’in de YPG maaşlarına zam yapmayacağını düşünmüyorsunuz değil mi?

 

Trump döneminde “halı altına süpürülen” Halkbank “davasının” da tekrar gündeme gelmesini beklemek yanlış olmaz. 2016’da AB bölgesinin en büyük bankası, Fransız kökenli BNP Paribas’ı İran’a yönelik yaptırımları ihlal etmekle suçlayarak 9 milyar dolarla cezalandıran ABD’nin İran’a yaptırımlar bağlamında bu konuyu tekrar gündeme getirmemesini beklemek hayalcilik olur.

 

Bunlar ilk akla gelen sorunlar. Fakat insan bu sorunlara bir kez daha baktığında ABD’nin neden bütün enerjisini petrolüne zaten yarım asırdır hiç güçlük çekmeden el koyabildiği Ortadoğu’ya harcadığını, buraya büyük bir yığınak, masraf yaptığını ve illa sınırları yeniden değiştirmek istediğini anlamakta güçlük çekiyor. Bunlar gerçekten ABD’nin çıkarına mı? Bu konuyu ciddi şekilde araştıran bir aklıselim ABD’li bulursam okumak istiyorum.

 

Ama bunların ve daha fazlasının ABD’nin Doğu Akdeniz çıkarları açısından özellikle çok önemli olduğunu öne süren bir kuruluş var.

 

Washington merkezli bir “düşünce kuruluşu” olan Demokrasileri Savunma Vakfı (Foundation for Defense of Democracies) müdavimlerinden Eric S. Edelman ve Aykan Erdemir’e göre durum çok daha vahim. Birlikte hazırladıkları ve iki hafta önce bahse konu Vakfın sitesinde yayınladıkları “Amerika’nın Doğu Akdeniz’deki Çıkarları” başlıklı makaleye göre Türkiye derhal durdurulmalı.

 

İsimler size yabancı mı geldi?

 

“Demokrasileri Savunma Vakfı”, adından da anlaşılacağı üzere ABD çıkarları doğrultusunda darbe tezgahlama vakıflarından biri.

 

ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Eric S. Edelman’ı zaten bilirsiniz canım, bizim darbe severler tarafından pek sevilirdi

 

Belki Aykan Erdemir size yabancı gelmiştir. O da yabancı değil 2011’de Bursa’dan CHP milletvekili seçilmiş bir akademisyen. Şubat 2014-Haziran 2015 arasında CHP Yurtdışı Örgütlenme Yürütme Kurulu üyeliği yapmış. Yukarıda “müdavim” dediğime bakmayın, bahse konu vakfın Türkiye program koordinatörü. Bu parlak gencin küçük bir kusuru var. Bir FETÖ firarisi ve ABD’de Türkiye hakkında açılan davalara sahte belge taşımak ve gizli şahitlik yapmakla suçlanıyor. (Hay Allah, CHP’ye de nasıl sızmış yahu?)

 

İşte bu iki akıl hocasına göre:

 

ABD Doğu Akdeniz’de daha fazla askeri varlık göstermeli, Suriye, Libya ve Tunus’ta Trump’ın neden olduğu boşluğu Türkiye-Rusya ve İran’ın doldurmaması için derhal harekete geçmeli. Bu bağlamda 2019’da Kıbrıs Rum Kesimine silah ambargosunun kaldırılması ve ABD ile Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan ve Mısır arasında “Doğu Akdeniz’de Güvenlik ve Enerji Ortaklığı Sözleşmesi” imzalanması çok güzel hareketler ama yetmez, ABD daha fazla asker gönderip Doğu Akdeniz’e özel bir temsilci atamalı.

 

Türkiye ve Rusya bölgeyi daha fazla istikrarsızlaştırmadan ABD derhal müdahale etmeli, yoksa Türkiye’nin Suriye’den Libya’ya, Kuzey Afrika’ya, Doğu Akdeniz’e taşıyıp durduğu cihatçıların önce ABD’nin Avrupalı NATO müttefiklerine, daha sonra da zavallı ABD homeland’ine saldırmaları an meselesi.

 

Evet gördüğünüz gibi Amerikanın çıkarları fena halde tehlikede…

 

Son 20-25 yılda sınırımızdaki Irak, Suriye, Libya ve Akdeniz komşumuz Tunus parçalandı. İran’ın yüksekten attığı tehditleri de zaten ciddiye alan yok.

 

Yani asıl “ciddi tehlike” biz Türkiye kaldık…

 

20 Ocak’tan sonra göreceğiz bakalım Biden bu akıl hocalarını dinleyecek mi, yoksa söylediği birçok şeyin seçim vaadi olduğunu ifade edip daha gerçekçi politikalar mı izleyecek?

 

@kalemciler

KAYNAK: HABER MERKEZİ & SERKAN KALEMCİLER
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments